gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 87  
»Bugün 2165  
»Toplam 4488610  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.161.49.216
» Bu sitemizi ziyaretiniz

AKP'nin 4. Olağan Kongresinden akılda kalanlar

Hüseyin SİNASİ

04 Ekim 2012, 17:05

Hüseyin SİNASİ

        Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsularından biridir. Siyasi partiler genel merkez, il başkanlıları, ilçe başkanlıkları ve belde teşkilatları olmak üzere bir yönetim yapısına sahiptir.

 

       Siyasi partiler gücünü, yetkisi ve etkisini kayıtlı veya kayıtsız seçmenlerinden alır.

     

       Bu bakımdan siyasi partilerde, iç bünyedeki seçimlerin, kongrelerin, seçen ve seçilenlerin önemi büyüktür. Zira köylerden, beldelerden, mahallelerden seçilen veya belirlenen delegeler ilçe kongrelerinde, ilçe kongrelerinde seçilen delegeler il kongrelerinde, nihayet il kongrelerinden seçilen delegeler genel merkez kongresinde (büyük kongre, büyük kurultay) söyleyeceklerini söyler ve tercihlerini ortaya koyar, görevlerini yaparlar.

 

      Ülkemizde bütün siyasi partiler ilk kurulurken tabandan tavana doğru bir örgütlenme ve yönetim biçimi benimserler.

 

      Ancak bir zaman sonra, bu yönetim şeklini bırakıp tepeden inme yönetim şeklini dayatır, bunun için kendilerine engel olabilecek tüm kural ve oyuncuları değiştirirler.

 

           En tepede görev alan lider ve merkez yürütme kurulu üyelerinden hiç kimse makam ve koltuklarını bir başkasına bırakmak istemez. Sonuç olarak siyasi partilerde (özellikle iktidar partisinde) tavandakiler bir eli yağda bir eli balda sefa sürerken, köylerde, beldelerde, ilçe ve il yönetiminde bulunanlar, partinin, hareketin cefasını çekmeye devam ederler.

 

          İçinde bulunduğumuz döneme ve siyasi partiler dünyasına bakıyorum.

 

         Aklımıza hemen geliveren AKP var, CHP var, MHP var, bir de BDP var. Elbette irili ufaklı daha başka güzide partilerimiz de var. Ancak günümüz şartlarında vatandaşı etkileyip, peşinden sürükleyebilen ve TBMM’nde temsil edilebilenler bunlar.

 

          Çünkü toplum hayatımızı şekillendirmeye çalışan birileri tarafından bu işin böyle olması isteniyor. Neyse şimdilik bunları geçelim.   

 

          18 Temmuz 2012’de CHP büyük kurultayını yapmış, AKP geçtiğimiz günlerde (30 Eylül 2012 günü) yaptı. AKP kongreye teknik olarak gerçekten iyi hazırlanmış. Hani eskilerin deyimi ile hiçbir masraftan kaçınılmamış. Bütün ayrıntılar en ince noktasına kadar düşünülmüş ve aynı şekilde uygulandı. Bu bakımdan başarılıydı.

 

         Biz de kongreyi televizyonlardan takip ettik. Başbakan Erdoğan’ın salandakileri duygu seline boğan, iki buçuk saate yaklaşan konuşmasını sonuna kadar dinledik.

 

           Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, Sayın Erdoğan’ın iyi bir hatip olduğu bir kez daha ortaya çıktı. 

 

          Bu duygu ve anlam yüklü konuşmadan sonra kürsüye çıkan diğer konuşmacıların konuşmaları kaynadı gitti. Çoğu kişinin dikkatini bile çekmedi.

 

           Ancak, konuşmalar bittikten sonra geriye dönüp baktığımda bu kadar duygu ve anlam yüklü konuşmanın muhteva bakımından içinin boş, hamaset ve dinleyicilerin gazını almaya yönelik bir konuşma olduğu düşüncesine ulaştım. Nitekim ilk yirmi dakika; yarım saat sonra kimi dinleyicilerin salonu terk etmeye başlaması, kimilerinin uyuklamaya başlaması işin bir başka boyutu olsa gerekir.

 

          Öğleden sonra çarşıya çıktım, karşılaştığım birçok kişiye görüşlerini sordum. Herkesin aynı görüşte olduğunu gördüm.

 

          Bu içi boş kongrede AKP’de kimlerin seçildiği, kimlerin liste dışı kaldığı çoğumuzu ilgilendirmez.

 

          Ama kongre sonrasında iki konunun ön plana çıktığını görüyoruz. Birincisi Barzani’nin kongreye neden davet edildiği ve kongrede söz verilip, “Türkiye Seninle Gurur duyuyor” şeklinde slogan attırıldığı,

 

          İkincisi de, bazı basın yayın organlarına yasak getirilmesi ve kongreyi takip etmelerinin engellenmesidir.

 

          Siz bir taraftan %99’a karşı %1’in hakkını savunacağız şeklinde açıklama yapacaksınız. Arkasından kalkıp bu açıklamayı yerle bir eden bir anlayış sergileyeceksiniz.

 

          İşte asıl çelişki burada. Siz bundan sonrası için ne söylerseniz söyleyin kimse inanmaz.

Bu haber 1497 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BOZYAZI'DA (Şiir)14 Ağustos 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur