gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 37  
»Bugün 167  
»Toplam 4489183  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.225.38.2
» Bu sitemizi ziyaretiniz

Anamur’da Mısır’a destek yürüyüşü

Hüseyin SİNASİ

27 Ağustos 2013, 21:11

Hüseyin SİNASİ

                        

 

            Geçen hafta Cuma namazında okunan hutbe sanırım çoğunuzun dikkatini çekmiştir. Biz de Cuma namazı kılmak için bu defa Otogar Camiini tercih ettik. Camiye girerken az sayıda kadın ve genç kızın bir köşede ellerinde bayraklar ve pankartlar olduğu halde bekliyorlardı. Fazla oyalanmadan içeriye girdik, etraf bir hayli kalabalıktı. Cuma Namazı hutbesinde aşağıdaki metin okundu. İmam hutbeyi tamamlayıp, namaz kıldırmak için yerine geçerken adeta ağlamaklıydı. Okunan bu hutbe üzerine namazdan çıkan tüm cemaatin sokaklara çıkıp Mısır’da ve Suriye olup bitenleri protesto edeceğini sandım. Ama öyle olmadı. Cuma Namazı sonrasında otogar çıkışında toplanan yaklaşık üçyüz -beş yüz kişilik bir grup ellerinde Türk ve Mısır bayrakları ile yürüyüşe geçtiler.

            Otogar çıkışında başlayıp Cumhuriyet Meydanına kadar devam eden yürüyüşe yolda da bazı katılımların olduğunu gördük. Yürüyüş kolunda bir tanıdıkla yürürken arkamızda çoğu kadın ve genç kızlardan, hatta kız çocuklarından oluşan bir grup “İhana selam, direnişe devam”, “Ya Allah Bismillah Allahü Ekber” “Tekbir… Allahü Ekber” gibi sloganları avazları çıktığı kadar bağırıyorlar, adeta bir simge haline dönüşen Rabia işareti gösteriyorlardı.

 Meydana ulaştığımızda ses yayın cihazından Arapça bir müzik yayınlanıyordu. Kalabalık meydanda yerini aldıktan sonra görevli gençler tarafından konuşmalar yapıldı. Bir din görevlisi Kur’an-ı Kerim okudu. Bir başka görevli ise son günlerde çok ilgi çeken ve Mısırdaki çatışmalarda ölen Esma’nın babasının mektubunu okudu. Mektup sonunda yürekler bir kere daha burkuldu. Bu sırada yine meşhur simge gösterilemeye devam etti. Son olarak Suriye’de ve Mısırda ölenler için gıyabi cenaze namazı kılındı, dua edilip fatihalar yollandı. Protesto programı böylece tamamlanmış oldu.

Biz de bu vesileyle dini, ırkı, milliyeti, cinsiyeti kim olursa olsun haksız yere öldürülen, işkencelere tabi tutulan genç yaşlı, kadın erkek, büyük küçük tüm mazlumları saygıyla anıyor, canileri ve katilleri nefretle kınıyoruz.    

 

İzninizle 23.08.2013 Cuma günü Türkiye'deki bütün camilerde okunan hutbe metnini bilgilerinize sunuyorum:

مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِي الْاَرْضِ فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَم۪يعًاۜ
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو أَنَّ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عَلَى اللَّهِ مِنْ قَتْلِ رَجُلٍ مُسْلِمٍ".

İNSANIN KATLİ, İNSANLIĞIN KATLİDİR
Muhterem Kardeşlerim,
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz:“Kim, bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir insanı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Mâide, 5/32) buyuruyor. Bir başka ayette de Rabbimiz: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ, 4/93)buyuruyor.

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (sas): “Allah katında dünyanın yok olması, bir Müslümanın öldürülmesinden daha hafiftir.” (Tirmizî, Diyât, 7)buyuruyor.

Kardeşlerim,
Kur’an-ı Kerim’in ve Sevgili Peygamberimizin bumesaj ve uyarılarına rağmen ne yazık ki öldürme ve katletme günahına bugün en çok İslâm coğrafyasında şahit olmaktayız. Bütün dinler öldürmeyi lanetlerken, cana kıymayı en büyük cürüm ilan ederken yine de bütün dinlerin mensupları kendilerine öldürmek için bahaneler bulmuşlardır. Ne yazık ki bu biz Müslümanlar için de böyle olmuştur. Bir çiçeğe, bir karıncaya, bir kediye bile şefkat ve merhametle emredilen Müslümanlar dahi öldürmek için bahaneler uydurdular. Bu sebeple bugün İslam coğrafyasının hemen her tarafında kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. Gün geçmiyor ki bir kan ve gözyaşı haberi duymayalım. Saltanat ve hükümranlık ihtirası, güç ve iktidar tutkusu, baskı, zorbalık ve zulüm, şiddet, terör ve çatışma, ölüm, öldürme ve katliam hadiseleri her tarafta dehşet saçıyor. Yüreklerimiz kan ağlıyor. Yangınlarla kasıp kavruluyoruz. Dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Yere düşen her damla kan, mazlumun gözünden dökülen her damla gözyaşı, zihin ve gönül dünyamızı param parça ediyor. Duygularımız köreliyor. Hislerimiz ölüyor. Aklımız tutuluyor. İnsanlığımızdan utanıyoruz.

Aziz müminler,
Yeryüzünde ilk cinayeti, Âdem aleyhisselamın oğlu Kabil işledi. Hem de yanı başımızda Şam’da, Dımeşk’ta Kasyun tepesinde. Kabil’in, kardeşi Habil’i öldürdüğü günden bugüne Kabil’in yolunu takip edenler hiç azalmadı. Hep aynı suç işlendi. Hep aynı günahla kirlendi insanlık. Katiller ve zalimler hiçbir zaman kana doymadılar. Hep en temel insan hakkı olan hayat hakkına kastettiler. Sürekli cana kıydılar. Kadın, bebek, çocuk, yaşlı demeden mazlumları ve masumları katlettiler. Vahşetleriyle dünyayı kan gölüne çevirdiler. Sadece geçtiğimiz yüzyıl boyunca milyonlarca insan katledildi. İnsanlık, iki büyük dünya savaşı gördü. Nice işgaller, nice sürgünler, nice katliamlar yaşandı. İnsanlar, ne yazık ki kardeş olduklarını, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın çocukları olduklarını, canı verenin de alanın da Allah olduğunu unuttular. İnsan insanın kurdudur anlayışına yenik düştüler. Rabbimizin bahşettiği akıl nimetini, teknolojiyi, ilmi, fenni daha fazla can alabilmek ve toplu bir şekilde kitleleri imha edebilmek için fırsat bildiler. Biyolojik, kimyasal ve nükleer her türlü silahı ürettiler. Acımasızca bu silahları kullandılar. Silah tüccarları, silah satabilmek için nice çatışmalar çıkarttı. Nice düşmanlıklar üretti. Irkçılık uğruna nice hayatlar soldu.

Sömürgecilik uğruna nice canlar yok oldu. İşgallerle nice hayatlar son buldu. Saltanat ve hükümranlık uğruna nice masum insanların üzerine kurşun yağdırıldı. Dizginlenemeyen ihtiraslar, kin ve nefret yüzünden nice katliamlar yaşandı. Terör sebebiyle nice anaların yürekleri dağlandı. Töreler uğruna nice ocaklar söndü. Kan davalarında nice aileler yok oldu. Mafyalar haksız yere nice canlara kıydı. Nice büyük insanlar faili meçhul cinayetlerle katledildi. Yeryüzünde hep can pazarı yaşandı.

Evet, kardeşlerim, bugün de dünyamızda bir can pazarı yaşanıyor. Bir yanda kana susamış Kabiller, diğer yanda masum Habiller… Ancak unutmayalım ki onların yanında “Öldürmeyeceksin!” diye emreden Musalar, cana kıymayı yasaklayan İsalar da var. Masum bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmeye eşdeğer olduğunu duyuran İslam Peygamberi var. Bir insanı yaşatmanın bütün bir insanlığa can vermek olduğunu müjdeleyen, insanları öldürmekle değil, yaşatmakla mükellef kılan dinimiz var. Yaşatmak, ağlayanın gözünün yaşını silmektir. Aç olanı doyurmak, susuzları suya kandırmak, olmayana vermektir. Düşene el uzatmaktır yaşatmak.  İnsanların haliyle hâllenmek, derdiyle dertlenmek, yaralarına merhem olmaktır.
Mazlumların yanında yer almak, zalimin zulmüne karşı koymaktır. Şüphesiz insan, öldürerek değil, yaşattıkça insanlığının farkına varır.

Değerli müminler,
Hepimiz, can taşıyan her varlığa merhamet etmekle sorumluyuz. Bizler, Merhametlilerin en merhametlisinin kuluyuz. Bizler, hayvanlara dahi merhameti cennete girmeye vesile sayan bir peygamberin ümmetiyiz. Dinimiz insanın arkasından konuşmayı bile yasaklamışken, müslümanım diyen müslümanı/insanı arkasından nasıl vurabilir? Onun üzerine nasıl kurşun yağdırabilir? Canına nasıl kastedebilir? Ellerine en mukaddes varlığın kanını nasıl bulaştırabilir? Akan kanlara, yanan yüreklere, dünyanın dört bir yanından yükselen mazlumların âhına nasıl sessiz kalabilir? Bu ağır yükü taşımaya nasıl cesaret gösterebilir? Bu günaha nasıl ortak olabilir?

Değerli müminler,
Bizler, yapılan zerre kadar iyiliğin de kötülüğün de karşılıksız kalmayacağı ahiret gününe inanan müminleriz. İnanıyoruz ki, insanları öldürenler de muhakkak bir gün ölümü tadacaklardır. Habillerle birlikte Kabiller de huzura varıp hesap vereceklerdir. İşte o günün şiddetinden bu mübarek günde bu mübarek mekânda bizler Rabbimize sığınıyoruz. O’na el açıp diyoruz ki, “Rabbimiz bizleri İslâm’ı doğru anlayıp doğru yaşayanlardan eyle. Bizleri öldürenlerden değil, yaşatanlardan eyle, can alanlardan değil, cana can katanlardan eyle. Bizleri birbirimize can yoldaşı eyle. Bizleri insanlığını unutanlardan değil, insanca yaşayanlardan eyle, şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde yaşama savaşı veren kardeşlerimize rahmetinle, nusretinle muamele eyle. Şu mübarek vaktin hürmetine dualarımızı kabul eyle.”

Kaynak: http://www.ankaramuftulugu.gov.tr/yeni/dosyalar3/2013insanin_.doc

Bu haber 1234 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BOZYAZI'DA (Şiir)14 Ağustos 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur