gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 40  
»Bugün 63  
»Toplam 4566546  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.162.15.31
» Bu sitemizi ziyaretiniz

Adalet Herkese Lazım...

Hüseyin SİNASİ

03 Mayıs 2016, 15:29

Hüseyin SİNASİ

                         Adalet Herkese Lazım

Öğrencilik yıllarımızda ilkokullarda hayat bilgisi, ortaokullarda tabiat bilgisi adında dersler okutulurdu.

Halk arasında tabiat bilgisi, çevre, doğa, evren olarak da kullanılıyor. Adına ne dersek diyelim, tabiat, doğa veya çevre canlı ve cansız nesnelerden meydana gelen, kendini sürekli yenileyen ve değişen varlıkların tümüdür. 

İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler canlılar âleminin vazgeçilmez unsurlarıdır.  Canlılar, yaşamak için yemek, içmek, barınmak ve korunmak isterler. Canlılar zorunlu olan bu ihtiyaçlarını temin edemezlerse yaşayamaz, ölür.

Bütün canlılarda olduğu gibi insanlar için can güvenliği yemek içmek gibi, nefes alıp vermek gibi hayati öneme sahip ihtiyaçlardan biridir. Diğerleri bundan sonra gelir. Bu durum bitkiler ve hayvanlar için de benzer özellikler taşır.

İnsanlar yaradılışlarının bir gereği olarak topluluk halinde yaşama isterler. Bu durum aileyi, komşuları, mahalleyi, köyü, beldeyi, kenti, şehirleri ve nihayet devletleri meydana getirir.

Büyük olsun küçük olsun her toplum bir arada bulunmanın, birlikte  yaşamanın gerektirdiği bazı kurallar koyup, bunlara herkesin uymasını isterler.  Herkes için geçerli olan kurallara uymayanlar olursa, çeşitli şekillerde cezalandırma yoluna giderler.

Topluma herkesin uyması gereken kurallar, bazen yazılı, bazen de yazılı olmayan kurallar olarak karşımıza çıkar. Yazılı olmayan kurallara örf ve adetler, ahlak kuralları deniyor. Bu kurallara uymayanların cezasını toplum kendisi verir. Dini kurallar da benzer özellikler taşır. Ancak genelge, tüzük, yönetmelik, yasa ve anayasa gibi yazılı kurallara uymamanın maddi yaptırımları, cezaları vardır.

Burada bir hususun altını çizmekte fayda var. Yasalar, yönetmelik ve tüzükler anayasaya aykırı olamaz. Mahkemelerde karar verecek hâkim önce yasalara bakar, uygun bir karar var ise uygular, sonra Yargıtay ve Danıştay kararlarına bakar, yine bulamaz ise örf ve adetlere göre, nihayet kendi vicdanına göre karar verir. Normal işleyiş böyledir. Ancak uygulamada bazen insanın içini karartan, kamu vicdanını yaralayan uygulama ve kararların alınabildiğine şahit oluyor, üzülüyoruz.

Konu haktan, hukuktan ve adaletten açılmışken bir anekdot aktaralım.

  “Fatih Sultan Mehmet, 1453’de İstanbul’u Bizanslılardan aldıktan sonra çeşitli nedenlerle harap olmuş şehrin imar işleri ile de uğraştı. O zamana göre büyük bir proje hazırlatarak Rum asıllı mimar Atik Sinan’a emir verip yaptırmaya başladı.  Yapılması istenilen projelerden biri de kubbesi Ayasofya Kilisesinden daha büyük bir cami yapması idi. Ancak Mimar Atik Sinan her ne kadar işe “Emrin başım üstüne.” diyerek işe başlamışsa da yaptığı cami Fatih’in istediği ölçüde heybetli olmadı.

Fatih Sultan Mehmet, yeni yapılan camiyi görünce “Kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olsun...” emrine neden uyulmadığını sordu. Mimar; büyük bir depremde caminin yıkılacağından korktuğu için kubbesini Ayasofya’dan daha küçük yapmak zorunda kaldığını ve bu yüzden sütunları kestirdiğini söyledi.

Fatih, mimarın hem Ayasofya’yı (emrine rağmen) özellikle kayırdığını düşündüğü için, hem de kendinden izin alınmadan böyle bir işe kalkıştığı için “mermer sütunları kesen ellerin kesilmesi” emrini verdi...

     Mimar Atik Sinan bunu özellikle yapmadığını “Hesaplarına göre Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük bir kubbenin, ilk depremde yıkılacağını” düşündüğünü söylüyordu. Ama emir büyük yerdendi ve geri dönüşü yoktu. Mimarın kolu kesilir. Fakat çevresindekilerin de cesaretlendirmesiyle, mimar haklılığına olan güvenini daha da bir pekiştirdi ve “İstanbul’u fetheden, fatihler fatihi, Padişah Fatih Sultan Mehmet”i mahkemeye verip hakkını aramak için Kadı Hızır Bey’e şikâyet eder...

       Bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından atanmış, Osmanlı adaletini simgeleyen Kadı Hızır Bey, mimarı dinleyip dava açılması için haklı sebep olduğuna kanaat getirmiş ve Fatih Sultan Mehmet’in mahkeme edilmesine karar vermişti...

       Fatih mahkemeye gelir ve tarihi duruşma başlar; Fatih Sultan Mehmet çok büyük bir insan olabilirdi ama emrindeki birini mahkeme etmeden cezalandırmıştı. Karşı taraf savunmasını yaptı, mimar gerekçelerini açıkladı ve kadı kararını verdi: Fatih Sultan Mehmet suçlu bulundu ve "Padişahın sağ eli kesilecekti. "Fatih Sultan Mehmet karara tepkisiz kalıp bir tek cümlesine bile karşı gelmez. Bunu duyan Mimar Atik Sinan kulaklarına inanamaz ve kadıya yalvararak şikâyetini geri çeker.

         Kadı, bunu göz önünde bulundurarak cezayı maddi tazminata çevirir ve mimara yüklü bir miktarda para verilmesine karar verir...

        Mimar Atik Sinan huzurdan çekilince Kadı Fatih Sultan Mehmet’e dönerek "Eğer padişahlığına güvenip de benim verdiğim karara karsı gelseydin şu gördüğün topuzla senin kafanı ezer seni oracıkta öldürürdüm" der.

         Kadının bu sözlerine cevaben koca Sultan Fatih de, "Eğer ki sen de benim padişahlığıma aldanıp farklı bir karar verseydin ben de senin kafanı kılıcımla koparırdım" der.

        Mimara gelince rivayete göre bu adalet sistemine ve bu kadar insanlığa yüreği ne kadar haz etmiştir ki o karar verildikten sonra şikâyetini geri alır ve Müslümanlığı kabul eder ve hayatında yeni bir sayfa açarak devam eder..

         Bitirelim. Her konuda oluğu gibi yargı konusunda da tartışmalar almış başını gidiyor. Ama kesin olan bir şey var. Adalet bir gün mutlaka herkese lazım.

             Sağlıcakla kalınız.

                                                   Hüseyin ŞİNASİ

Bu haber 712 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
NEDEN İŞ BANKASI?19 Eylül 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur