gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 113  
»Bugün 116  
»Toplam 4783964  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.227.31.145
» Bu sitemizi ziyaretiniz

OLUMLU DÜŞÜNEBİLME SANATI

Gülsen BİRDAL

02 Haziran 2014, 01:30

Gülsen BİRDAL

  OLUMLU DÜŞÜNEBİLME SANATI (BECERİSİ)

 

Gün içerisinde insan sayısı çok kalabalık gruplarla toplantılar, ziyaretler, görüşmeler, günler, kahve keyifleri sohbetleri derken bir sürü insanın her konudaki düşüncesini öğrenme şansım oluyor. Birçoğunun ortak noktası yaşamın ipini kaçırmış olmaları, hep hoşnutsuzluk, hep şikâyet, hep memnuniyetsizlik. Kimi eşinden, kimi kayınvalidesinden, kimi çocuğundan, kimi gelininden, kimi komşusundan şikâyetçi. Hiç derdi olmayan da ya kapıcının, ya otopark görevlisinin yada  site yöneticisinin hizmetinden şikayetçi. Hep olumsuz, negatif düşünceler, görüşler. Tamam, elbette dünya bize her zaman güzel şeyleri sunmaz. Bize, size, bana, sana kötü, iyi, güzel, çirkin yaşam dilimleri sunuluyor. Baktığınız pencere pozitif  olursa, düşüncelerinize de olumlu yansıyacaktır.  Ne  görmek istersek onu görüyoruz.  Aslında  hayatı  sorunlu yaşayan bizleriz. Ya da negatif bakış açısına bakan kişiler daha doğrusu. Yaşamları oldukça iyi gitmesine  rağmen sürekli  şikâyet ederler. Anlattıkları, sorun olarak aktardıkları realitede aslında sorun bile değildir.   Kişiler pozitif bakamadığından  her şeyi sorun olarak gördükleri için sorun haline gelmiştir. Olumsuz bakış açısı nedeniyle olayları ve sonrada  kendilerini  kötü hissederler. Hislerinizi engellemede başarısız olabilirsiniz,  kontrol edemezsiniz ama duygularınızı  oluşturan düşünceleri kontrol etmek sizin elinizde. Kontrol sadece sizdedir.  Sadece kişinin kendisi düşüncelerinden sorumludur. Bireyler  kendi duygularını  kendileri oluştururlar. Örneğin; çok sinirlendiğiniz  bir davranışa başka bir gün hiç tepki göstermediğinizde  olan nedir?  KENDİNİZ… Kriterleriniz mi değişti?  Aynı olaya bir gün önce  çıldırmıştınız ne oldu?  Değerlendirmeniz mi değişti?   Başka gözlerle mi baktınız?  Algılamanız mı dondu? 

 

 Kendi pencerenizden bakmayıp, başkalarının açısından da görebilmeyi öğrendiniz belki de. Örneğin dikkat edin çevrenizde mutlaka, ukala, bilgiç hep ben bilirim diyen, üstünlük taslayan, karşısındakileri sürekli aşağılayan birileri hep vardır. Böyle kişilere sinirlenmek yerine acımak gerek. İşlerinde başarısız olabilirler, eşlerine karşı kendilerini yetersiz görüyor olabilirler, maddi, manevi sıkıntıları olabilir. Çaresiz, zavallı hissettikleri için kendilerini  agresif  oluyorlardır. Böyle psikoloji içinde olduklarından  tek yapabildikleri de karşılarındakileri aşşagılayarak kendilerini üstün görme yanılgısı. O tür kişilerle görüşmeye bilirsiniz, uzaklaşabilirsiniz  ondan kurtulursunuz ama o tür kişilikler kendilerinden kurtulamaz ki. Bu yüzden çevrenizdekilere de  etraflarına olumlu bakmayı, pozitif duygular taşımalarını güzel işlerle uğraşmalarını  tavsiye edin. 

 

 Böylece güzel bakmanın olumlu düşünmenin farkını fark etsinler. Şartlar, olaylar, yaşam aynı kaldığı halde  mutlu olan tarafa  atlayabilirsiniz, güzel duyguları yakalayabilirsiniz. Nelere sevinip nelere üzüleceğinizi siz seçmelisiniz. Kimi  umursayıp, kime değer vereceğinize siz karar verin. Etrafımızdaki kişilerin  karakterlerini davranış biçimlerini değiştirmemiz mümkün değildir. Enerjimizi ve zamanımızı kaybettirirler. Oysa insanları değiştirmeye çalışacağınıza, onlar için harcanan zaman ve enerjiyi  kendinize yöneltmeniz en doğru davranıştır. Aklın yolu birdir.

 

 Yazdığım köşe yazılarımla, bazı  okuyucularımın  bakış açılarını olumlu hale getirmeye yardımcı olup,  hayatlarını yeniden değerlendirip ve kendilerini bu şekilde mutlu hissetmelerini sağladım. 

 

 Telefonla görüştüklerim, yüz yüze tanışıp konuştuklarım, kendi pozitifliği mi aşıladığım kişiler oldu. Bu makalemde de sizlere mutluluk  tüyoları verdim.

 

Yakalamak sizin elinizde. Yöntemler basit.

 

Hepimiz hemen hemen aynı veya  benzer olayları yaşayarak deneyimler ediniyoruz. Yaşanmışlıklardan sonra her kişi kendi beyin süzgecinden olayları geçirip, davranışlarını eleyip düşünür. Eğer herkes aynı düşünseydi her birimiz aynı hareket eder robota dönerdik.  Hayatımızı  farklılıklar renklendiriyor. Her insanın değerlendirme kriteri  farklı ancak iki ana  konu var. Düşüncenin pozitif ve negatif olanı.   Bizi mutsuz yada bizi  mutlu  kılan yaşadıklarımız değil, yaşadıklarımıza negatif  ve pozitif  düşünme şekline  göre  yüklediğimiz anlamlardır.

 

Örneğin bir bayan arkadaşım, sadece konken türü  oyun oynadığında mutlu olduğunu diğer zamanlarda hiçbir şey yapamadığını, sıkıldığını sürekli söylüyordu  ve eşinin kendisini anlamadığını anlatıyor suçluyordu. Evliliğinde mutsuzdu. Benim arkadaş grubuma katılıp, yaptığımız aktiviteleri gözden geçirip, yaşamına dair yanlış zaman değerlendirme  inanışını yeniden düzenlemesine yardımcı olduk. Şimdi eşi ile daha mutlu. Zamanlarını daha kaliteli harcamayı güzel olaylarla  vakit geçirmeyi keşfetti.  Artık evliliğinden  ve hayatından şikâyet etmiyor. Değişen ne oldu? Kişinin bakış açısı ile davranışlarının değişimi mutluluğu yakalamasına sebep oldu. Eğer  düşünceleri ve davranışları  sabit kalsaydı  mutlu olamayacaktı. 

 

Hiçbir  davranış kendiliğinden ortaya çıkmaz. Mutlaka bir duygu ile davranırız.

 

Huzursuzluk, mutsuzluk, güvensizlik, öfke, kaygı, nefret vs. duyguların öncesinde mutlaka olumsuz olay  vardır. O olay da olumsuz düşünceler doğurur. Zamanla düşünceler büyük yumak haline gelip, otomatik  olarak beynimizden saniyenin milyonda biri hızla geçer. Kötü olayları  kaydeder. Biz farkına bile  varmadan beynimizde değişimler olur. Ve  doğal olarak  olumsuz düşünceler olumsuz duyguları otomatik  tetikler. Etkiye tepki gösteren bir davranışın sergilenmesidir.

 

Bu yüzden olaylara hep pozitif bakalım. Ne kadar olumlu düşünmeye çalışsak da kişiler sürekli  olumsuz olaylar yaşıyor ve çevrelerine olumsuzluklar yaşatıyorlarsa mutsuzluk saçacaklardır.

 

 Olumlu duyguları olumlu düşünceler doğurur. Eleştiri hatalarımızı görmemizi sağlamalı. Olumlu düşünce sizi duygu sakinliğe huzur  limanına yanaştırmalı.  Başlangıçta  zorlansanız da  zamanla bilinciniz otomatik hale dönüşebilir. İlk öğrendiğiniz otomobil kullanmada da öyle değil midir? Vites değiştirmek, debriyaja basmak, fren, sinyal vermek  bilinç olarak düşünüp daha sonra yapıyoruz. Biraz gidince  tümü  refleks olarak yerine oturuyor. Ne korku ne sorun kalıyor.

 

Sonuç olarak tavsiyem; Güzel düşünün, güzel yaşayın, güzel yaşlanın.

 

Sevgilerimle. 

 

Gülsen BİRDAL

Bu haber 1251 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Seçim pazarlıklar sürerken…14 Aralık 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur