gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 49  
»Bugün 4580  
»Toplam 4565625  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.225.59.14
» Bu sitemizi ziyaretiniz

SÖYLE PAŞAM, NEDİR BU İŞİN ASLI?

İ. Hakkı CENGİZ

15 Eylül 2015, 22:07

İ. Hakkı CENGİZ

SÖYLE PAŞAM, NEDİR BU İŞİN ASLI?

Dağlıca’ya bu kaçıncı saldırı, bu kaçıncı katliam?

Yazacak çok şey var…

İnsanın eli hiçbir şey yazmaya varmıyor!

Aklıma, 35 yıl önce sorulmuş olan başlıktaki soru geldi…

12 Eylül öncesinin “karanlık” günleriydi… Teröristler, Adana’da, iki erimizi şehit etmişlerdi… Birinin adı İlbey, diğerinin adı Gülbey… Biri Bursalı, diğeri Erzurumlu… Şair, rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, olağanüstü bir anlatım gücüyle, birkaç mısrada, bütün bir milletin acısını, duygusunu, efkârını, sorgusunu dile getirmişti.

Şiirin büyük bir bölümünü aşağıda sunacağım…

Ancak, ondan önce, bir sual sorsam; “20, hatta 10 sene sonraki Türkiye’yi nasıl, nerede görüyorsunuz”?

Bu soruyu, birkaç hafta önce, herhalde, “20 sene sonraki Türkiye parlak bir yerde olacak… Zengin, müreffeh, demokrasisi oturmuş, eğitimi yükselmiş, gelişmiş…Vs.” şeklinde, gayet iyimser bir tablo çizerek cevaplayabilirdik.

Belki, şimdi de 20 sene, hatta 10 sene sonrasını bile gayet parlak tasavvur edenlerimiz vardır.

35 sene öncenin o karanlık günlerinde, terörün, günde, ortalama 10 can aldığı günlerde, sorulsa, o şartlarda bile 10-20 sene sonrasının harikulade bir Türkiye olacağını, çocuklarımızın güvenli, refahlı günlerde uyanacağını söylerdik.

İnsan, 35 sene sonra, 80’lerden çok daha karanlık günlere uyandığına inanamıyor!

Ben sözü fazla uzatmayayım… 35 sene önce yazdığı şiirle bugünkü duygu ve düşüncelerimize de tercüman olan Üstat Niyazi Yıldırım bizim adımıza seslensin ve sorsun:

    

     İLBEYLER-GÜLBEYLER ÜSTÜNE

Bir Palandöken’den, bir Uludağ’dan,

Kar topu yiğit;

İki dağ göğüslü, nur topu yiğit…

Biri dadaşımdır, biri zeybeğim!

 

Sen, “Emir Sultan” de, ben dahi diyem

"Çifte Minare”,

Hain kurşunlarla serildi yere,

Bu kaçıncı feryat erdi göklere,

Bu kaçıncı gelin, kaldı dul… beyim?

 

Söyle, dünkü gibi devletli midir?

Bursa’da çınar?

Yine heybetli mi Erzurum’da Bar?

Ne deyip ağlasın elâ gözlü yâr…

Bu nice namertlik, nice zül beyim?

 

Bir kör duman basmış Çukurova’yı,

Adana puslu…

Toroslar boyunca Türkmenim yaslı.

Söyle paşam, nedir bu işin aslı…

Yüzüme savrulan, bu ne kül, beyim?

 

İsmail Hakkı CENGİZ

hacengiz@gmail.com

Bu haber 807 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
NEDEN İŞ BANKASI?19 Eylül 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur