gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 64  
»Bugün 540  
»Toplam 4326655  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.92.153.90
» Bu sitemizi ziyaretiniz

Çalıyor Ama Çalışıyorlar

İ. Hakkı CENGİZ

15 Mayıs 2015, 22:32

İ. Hakkı CENGİZ

“Çalıyor ama çalışıyorlar” evrensel bir iktisat kanunu (mu?)!

 

Peyami Safa’nın veya Kemal Tahir’in Birinci Dünya Savaşı ve ertesi yılları konu alan romanlarında “savaş zenginleri”ni okursunuz. Tabii çok kızar, çok öfkelenir, “fukara millet cephede can verirken, bu namussuzlar karaborsayla zengin olma derdinde” dersiniz!

 

Oysaki söz konusu yıllarda “zengin türetmek” bir hükümet politikasıymış!

 

Çünkü “Meşrutiyet”in ekonomi politikası “liberalizm”di… Yani “kapitalizm”! Peki, kapitalizm neyle mümkün olabilir? Elbette “kapital”le… Türkçesi, “anapara”yla, çok parayla, birikimle, tasarrufla!

 

İttihat Terakki’nin işbaşında olduğu “harp yılları”nda ne Kapital’in “k”si, ne tasarruf’un “t”si vardı!

 

Sanayi hemen hemen hiç yok… Ticaret ise ya yabancı sermayenin veya birkaç “gayrimüslim”in elindeydi…

 

Hâlbuki İttihat Terakki’nin ideolojisi “milliyetçilik”ti ve bunun gereği olarak da “millî iktisat”ı gerçekleştirmek istiyordu… Dolayısıyla, sanayinin, ticaretin Türkleşmesi,, Türklerin “yatırım” yapmaları gerekiyordu…

 

Olmayan sermaye ve olmayan tasarrufla nasıl yatırım ve ticaret yapılacaktı?

 

Tek yol vardı: Devlet eliyle “Türk” zenginler yaratmak…

 

Onun için milliyetçi İttihat Terakki Hükûmeti “Müslüman-Türk” girişimcilere imtiyazlı bir konum bahşeder. Sermaye birikimi için “spekülatif kazançlar”a göz yumulur. Bu politika semeresini kısa sürede verir: 1914-18 arasında kurulan anonim şirketlerde Müslüman unsur öne çıkar. (AÖF, Türk Siyasî Hayatı)

 

x   x   x

 

Olaya biraz daha derinlemesine baktığımızda, haddizatında, bu “sermaye” birikimi meselesinin bize has bir “mesele” olmadığı görülür. İktisat ilminin ortaya çıktığı 1770’lerden itibaren “sermaye” ihtiyacı en önemli meseledir… Bugünün “gelişmiş” ülkeleri bu sorunu önce, “sömürgecilik”, sonra da kendi ülkelerindeki “emeğin sömürülmesi” yoluyla çözüyor. Lâkin “kapital” kimin elinde olmalıdır?

 

Her ülkedeki iktidarın tercihi farklıdır.

 

Elbette bir hükümetin tercih edeceği “girişimci”, kendi “ideali”ne (ideolojisine) uygun olacaktır.

 

İktisadî sistemi “kapitalizm” olan, dünyadaki her hükûmet bunu yapmıştır… Yapmak zorunda kalmıştır.

 

Rusya’ya bakın! 1990’da, Sosyalizm’den Kapitalizm’e geçme kararı alınca, ilk işleri o günkü iktidara uygun “sermayedar”lar yaratmak oldu. Elinde sıfır para olanlar nasıl birkaç sene içinde milyarder olabildi?

 

Formül üç kelimeden ibaretti: “Çaldılar ama çalıştılar”!

 

Bu özlü sözün bize özgü olduğunu sanmayın! Herhalde, bize de daha kıdemli “kapitalist” memleketlerden geldi!

 

Bize mahsus olan; “Çalıyor ama Müslüman adamlar”!

 

x   x   x

 

ZOHRAB EFENDİ: İSTANBUL TİCARETİNİN %60-70’i YABANCILARIN ELİNDE

 

İttihat Terakki’nin “Liberal İktisat Politikaları” Osmanlı’nın Meclis-i Mebusan’ında tartışmalara konu olur. Meclis üyesi Zohrab Efendi; “Serbest dış ticaret politikasının ülke çıkarlarıyla bağdaşmayacağını, iktisadî bağımsızlığın ancak ılımlı bir himayecilikle gerçekleşeceğini” vurgular… Ona göre; “uzun zamandır uygulanan liberal politikaların sonucu ortadadır. İstanbul ticaretinin %60-70’i yabancıların elindedir.”

Zohrab Efendi, yukarıdaki tespitleri yaptıktan sonra müthiş bir öngörüde bulunuyor. Diyor ki; “Artık savaşlarla fetih devri kapanmıştır. Batılı devletlerin yeni taktiği, göz diktikleri ülkeyi iktisadî olarak işgal etmektir. Osmanlı Devleti, liberalizmden vazgeçmez ve himayeciliği benimsemezse deyim yerindeyse, bir daha belini doğrultamayacaktır.”

 

Osmanlı’yı, yani Türklüğü bu kadar benimseyip, onun adına kaygılarını açıklıkla dile getiren ve neredeyse yüz yıl ötesini gören bu Ermeni vatandaşımızın, bu tespitleriyle ilgili olmamakla beraber,  hayatı nasıl bitiyor dersiniz?

 

Oral Çalışlar’ın, Radikal’deki, 10/08/2011 tarihli yazısından öğrendiğimize göre; Temmuz 2015’te, İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru, “yargılanmak üzere” yola çıkarılır. Yolda çeteciler tarafından katledilir.

Daha sonra, Cemal Paşa da katledenleri astırır ama neye yarar!

 

     İsmail Hakkı CENGİZ

 

x   x   x

 

GÜNÜN ÇİZGİSİ, İttihat ve Terakki üçlüsü, asaskan.net’ten…

 

Bu haber 750 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Seçime bir hafta kala…15 Haziran 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur