gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 48  
»Bugün 908  
»Toplam 4714945  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.91.203.233
» Bu sitemizi ziyaretiniz

SUBLİMİNAL ALGI

Mustafa YILDIZ

19 Kasım 2012, 20:04

Mustafa YILDIZ

İnsanlar olarak yaşadığımız Dünya’yı ne kadar değiştirmeye çalışsak, uğraşsak, fikirler geliştirsek, yıkım araçları ortaya koysak, hayaller kursak yapacağımız tek şey konulan kanunları uygulamaktır. Ya lehimize veya aleyhimize sonuçlar elde etmektir.

Görünen odur ki insandan başka bir varlık değişimi hızlandıramamakta, bir başka deyişle insan kadar yaşadığı ortama zarar vermemektedir. Her şey bir denge içinde dönüp dururken bu dengeyi kendi egosu, arzusu, rahatı, zevki, daha çoklara sahip olma isteğiyle yapmaktadır.

 

 

Gece aydınlanmak için elektriği, hızlı erişim için otomobili, suda hareket eden araçlardan, havada hatta uzayda hareket eden araçlara kadar icat etmiştir. Hayallerini zorlayarak yeni icatlar peşindedir. Hızlı erişimi fizyolojik ortamdan sanal, dijital ortamlara taşımıştır. Beynimizin uzun uğraşı sonucu yapacağı işlemleri elektronik cihazlara anlık zaman dilimlerinde yaptıracak proğramlar geliştirilmiştir. Güç yetiremeyeceği işlerde mekanik araçlar kullanarak hayatın akış ve değişkenliklerini daha hızlı değişir hale getirmiştir.

Bütün bunlar istek ve arzuların ne kadar sınırsız, insanların ne kadar hırs dolu, ne kadar arzularına boyun eğmiş olduğunun göstergesi olarak nitelendirebileceğimiz somut sonuçlardır. Elde edilen başarıların, gelişen teknolojiyi, içatları doyumsuzluk  olarak nitelediğimiz anlaşılmasın. İnsandaki daha çoka sahip olma duygusunun ne kadar aşırı olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Bir damla su iken başlayan ihtitaçlarımızı, ana rahminde kazandığımız alışkanlıklar edinme eğilimimizi, bu dünyadan göç zamanına kadar devam ettiririz. Kimi zaman hızlı, arzulu, doyumsuzca, kimi zaman az, yavaş eğilimler göstererek sürer. Genelde fizyolojik ihtiyaçlarımızla ilgili olan emtianın sağlaması yönünde yapılan telkinler neticesinde tüketim toplumu olma yolunda hızlı adımlarla ilerleme kaydetmekteyiz.

Küçücükken biraz daha, bir kaşık daha ile iştahımız kabartılır. Giysilerimizin hangi marka, eşyalarımızızn hangi model, araçlarımızın hangi özellikleri göstermesi gerektiği, durmadan telkin edilen unsurlardır. Hayatımızın her anında bunlarla karşılaşmamız mümkün. Çarşıdaki bilbord ve afişler, gazete, dergi, televizyon reklemları, sosyal paylaşım siteleri, arkadaş ortamı, vitrinler, her nereye yönelseniz , nereye baksanız sizi tüketim toplumu olmaya yönelten, bilinçaltınızı kontrol eden, yükleyen etkilerle karşı karşıyasınızdır.Demekki insan denen varlık dış etkilerle kendisine sunulan, algılaması istenilen veriler ağıyla sarılmış bir otamda yaşamaktadır. Bu gün çok aykırı bulduğunuz herhangi bir şeyin yapılan sürekli telkinler sonucu hayranı olabilme çelişkisini hayatınızda yaşayıp kendinize hayret ettiğiniz bile olabilir.

 

Türk toplumu olarak yaşadığımız değişimin hangi derecede olduğunu anlamak açısından şu örnek oldukça ilginç olsa gerek. Bu ülkede zina suç değil! Yani iki kişinin gönüllü ilişkisi suç teşkil etmiyor. Sokakta sarmaş dolaş olanları gördüğünüzde utanıyorsanız siz yönünüzü çeviriniz veya uzaklaşınız. Bun ların sizi ilgilendirmemesi gerekmektedir. Demokratik ve islam ülkelerine örnek ülke olguğumuzdan olsa gerek, yada AB’ye uyumlulaşmak için böyle olmak zorundayız.

Bir toplumu yok etme bomba, top, tüfekle değil, yaşama biçimini, algılarını değiştirip, bilinç altını kontrol etmekle  olabileceğinin en açık mesajı bu örneklerdedir.  Eğer sizin gibi düşünüp, sizin gibi yaşıyor, kabulleri ve retleri sizinle aynı ise artık bu toplumu yönetebilirsiniz demektir.

 

 

Haçlı zihniyeti islam dünyasının biliç altındaki fizyolojik ihtiyaçlarından kaynaklanan istek, arzu, şehvet, zevk, çoğa sahip olma melekelerini öne çıkararak fethini sağlamıştır. Hatta bu yetmedi. Daha çok itaat edip, güç olarak gördüğü emperyalizmi ilahlaştırmak için ılımlı islam, dinler arası diyaloğ, medeniyetler arası ittifak, stratejik ortaklık gibi kavramlarla kandırarak kendilerine hizmet eden köleler oluşturdular.

İnsanlar varlıklarının sebebi olan Allah (cc) yerine, güç ve kudret sahibi sandıkları otoritelerin emrine girerek nefislerinin arkasından gittiler.

Batı dünyası sanayileşme ile elde ettiği üstülüğü baş döndüren bir hızla geri kalmış toplumlara sunarak,  gerçeklerin her konuda kendi sunumları olgusunun kabulünü sağlamışlardır.

Bilgi ve bilgilenmenin yollarının öğretilmediği toplumlar, akıl yanıltma, algıları değiştirme biliç altını kontrol etme yolları ile kandırılmaktadırlar. İnsan fizyolojik değil aynı zamanda ruhsal, manevi bir varlıktır. Maneviyatın bilinçli olarak öğretilmemesi makinalaşan robot insan tiplemesini ortaya çıkarmıştır. Maddiyatın kölesi olanların, varlıklarını sürdürmelerindeki anlam da maddiyat olur. Millet, vatan, namus, din, iman, inanç gibi değerlerin yok olmasının sebebi değer yargılarımızın değişmesindendir. Türk Milleti çok hızlı bir şekilde bu süreci yaşamaktadır.

Bilgili, akıllı nesiller yetiştirmeli, bilgi kaynağına ulaşma yolları yetişen neslimize öğretilmelidir. HÜR MİLLETİN KÖLE EVLATLARI OLMAK İSTEMİYORSAK YAŞADIĞIMIZ ZAMANIN ALTIN TEPSİSİNDE SUNULAN ZEHİRİN TESBİTİNİ İYİ YAPMAK ZORUNDAYIZ.

Saygılarımla.

 

Mustafa YILDIZ

Bu haber 3407 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BATI'DA OKUYANLAR AJAN MI OLUYORLAR17 Kasım 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur