gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 46  
»Bugün 806  
»Toplam 4714843  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.91.203.233
» Bu sitemizi ziyaretiniz

ALGI YANILMASI

Mustafa YILDIZ

12 Nisan 2012, 23:45

Mustafa YILDIZ

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Bakmak için algılarımız yeter, görmek içinse salim bir kafa, ayıklık, şuur gereklidir.

Bir şeye dikkati yönelterek, duyular yoluyla o şeyin bilincine varma. Bir nesne duyular aracılıyla algılanır, ancak algı duyusal izlenimlerden dolayı daha fazla bir şeydir. Bilinçli bir farkına varmadır. Duyuları bilince iten bir olardır.

Bizim dışımızdaki olayların algılanması, dışsal etkinin bilincimizde uyardığı etkiler, algılarımızı oluşturur.

Bir de iç dünyamızdaki olgularımız vardır: Ruhsal olgularımızla (ruhsal edimler, ruhsal içerikler) yönelen algılarımız vardır.

Dış dünyadan aldığımız etkileşimler iç dünyamızdaki edinimlerimizle birleşerek algılarımızı oluşturur. Öğrendiklerimiz, kazanımlarımız, ön yargılarımız gerçek manada olayları tahlil edip doğru algılamamızı engellemektedir. Bir fıkra var ki bu konuya ilginç bir örnek teşkil eder.

Hollanda’ya işçi olarak çalışmaya giden amca oğlunu ziyarete giden Hasan’a amca oğlu karşılaştıkları buğday öğüten yel değirmenini anlatır:

Hasan, bu yel değirmeni, şu gördüğün pervane rüzgârların çarpmasıyla döner, bu gördüğün mili döndürür, bu mil bir çarka bağlıdır, bu çarkta değirmen taşını döndürür böylece buğday öğünür, un olur der. Fakat Hasan’ın değirmen algısı su ile çalışma şartına bağlıdır. Yani değirmen su ile çalışır ya hemen soruyu yapıştırır:

“Tamam da amca oğlu bunun suyu nereden gelir?”

Amca oğlu yeni baştan anlatır:

Hasan bu yel değirmeni su ile değil, yel ile çalışır der. Hasan  yine sorar: “Tamam anladık yel değirmeni de, suyu nereden gelir?”

İşte Hasan’ın kafasında değirmenin su ile çalışır saplantısını arındırmadan yel değirmeninin su yerine, rüzgarla çalışan bir düzenek olduğunu anlatabilir misiniz?

Bizim de hayatımız ve inançlarımızla ilgili edindiğimiz algılarımız vardır. Ön yargılarımız vardır. Bu ön yargılarımızdan arınmadan, değişen ve gelişen dünya düzeninde çok çabuk değişen olayları doğru olarak anlamamız mümkün değildir.

İnsanların kafasında Müslüman, Müslüman olmayan algısı vardır. Mübarek insan, şeyh, şıh, ulema algısı vardır. İnandıkları bir tarikatın lideri bu her kimse “şeyh uçmaz, müritleri uçurur”  misali çok mübarektir, ne söylerse doğrudur, sorgulanmaz, kabul edilmek için söylenir. Müritlerin, tarikat mensuplarının düşünme gereksinimleri yoktur. Onların yerine şeyhleri düşünür ve o ne derse doğrudur.

Böyle bir inanç yapısı bırakın İslâm’ı, hiçbir din anlayışında olmamakla beraber maalesef bizde anlatılan mübalağanın uygulandığını görürsünüz.

Oysa Kur’an okuma, anlama, akıl etmeye çok büyük önem vermektedir. Düşünmeyi kendilerine yük sayan insanlar sömürü aracı olmaktan kurtulamazlar.

Günümüzde çevremizde olan olayları çok iyi anlayabilmemiz için her türlü ön yargıdan sıyrılmış olarak bakma sorumluluğumuz vardır.

‘Arap Baharı’ furyası başlayalı Orta Doğu’da meydana gelen olaylarda sadece Müslümanların kanı akmaktadır.

Başlangıç noktası Irak’ın işgali olarak düşünürsek, Irak’ı işgal edenler, Irak’ın nükleer silah ürettiği var sayımından yola çıktılar, Saddam diktatör ve katildi. Irak işgal edildi.

Irak’ta gerçekten nükleer silah var mıymış?

Irak’ı işgal edenler Saddam’dan daha zalim, daha katil, kan emici değiller miymiş?

Irak’ta on yıl boyunca demokrasi adına ne yapıldı?

Şimdi Irak demokratik mi?

Sıralayacağımız soruların aslında haddi hesabı yok. İşte bizim algılarımızın ne kadar yanıltılıp, kimlere hizmet ettirildiğimiz ayan beyan ortada.

Canilerin sağ salim geri dönmeleri için duadan tutunda, limalarımızı, üstlerimizi ve her türlü imkânlarımızı kullandırdığımız caniler Irak’ta zulüm gözyaşı ve parçalanmadan başka ne getirdiler?

Irak’ın işgaline yardımcı olanların zulüm ve işkenceden tutunda, açlık, sefalet ve yokluktan fuhuş batağına saplanan ıraklı genç kızların vebalini taşıdıklarını akıllarına bile getirdiklerini sanmıyorum.

Şimdi soruyorum; Hangi İslam anlayışı Amerikalı canilere Irak’ta zülüm yapma hakkı verir?

Müslüman olanların bu zulüm karşısında sessiz kalmasının izahı var mıdır?

Eğer canilere yardım edenler Müslüman’ım diyorsa inandırıcı mıdır?

Vicdan ve merhamet sahibi olanlara sesleniyorum: Orta Doğu’da, Kafkaslarda, Afrika’nın kuzeyinde Amerika ve kapitalizmin emellerinin gerçekleşme oyunu oynanmaktadır.

Algılarımız yanıltılmaktadır. Meydana gelen olayları bize günlük dedikodularla farklı şekilde yansıtılmaktadır.

Yıllarca PKK’yı besleyen Amerika Suriye’den İran’a kadar olan bölümde kürt devleti kurarak İsrail’i koruma planlarını adım, adım uygulamaya koyma peşindedir. Bütün bunları yaparken de Müslümanları kullanmaktadır.

Yani kendisine stratejik ortak ve eş başkanlar bulmuştur.

Bizim bütün bunların Müslümanlar (kendi deyimleriyle) eliyle yapılıyor görüntüsü algılamalarımızın iç dünyamıza tesirini yanıltarak, sonuçların tarafımızdan saklanarak, gerçekleri görmemiz engellenmektedir.

Eğer gerçek manada ABD ve kuzey Afrika projelerinin Yahudi ve Hıristiyan ortaklığı olarak uygulamaya konulduğunu tam olarak anlamış olsak, kimler tarafından, nasıl aldatıldığımızın farkına varmış olacağız.

Müslüman,  Müslüman’ın kanı üzerine oyun kurmaz, yanan, yıkılan, yok olan İslam âlemidir. Yıllarca sömürü düzeni farklı şekillerde kökleştirildiği İslam dünyasına yeni bir Haçlı savaşı başlatmış, bu savaşın aktörlerini Müslümanlardan seçmiştir. Şimdi İslam dünyası kendi elleriyle altın tepsi içinde haçlı zihniyetine kendi kardeşlerinin can, mal ve namusunu teslim etmektedir.

Bundan daha elem verici ne olabilir? Düşünmek istemiyorum, isyan ediyorum, düşünmeyen, düşünemeyen, algılamadan yoksun bir İslam dünyasının hülyasına.

İnanan ve Kur’an’ı rehber edinenlerin Büyük Orta Doğu ve kuzey Afrika projesinin eş başkan olmayı, Amerika’yla stratejik ortak olmayı, Kur’an’ın diliyle değerlendirmelerini istiyorum.

“Sen dinlerine uymadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. Deki: muhakkak ki Allah ‘a ulaşmak (Allahın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.

Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.”

Allah böyle buyuruyor, Bakara suresinin 120. ayetinde. Sen dinlerine uymadıkça, Hıristiyan ve Yahudiler senden razı olmazlar. Seni dost görmezler, seni kutsamazlar, seni yüceltmezler, sana değer vermezler, seni ortak yapmazlar. İllaki onların istedikleri gibi olup onların isteklerine yardımcı olacaksın!

Allah’ın razı olmadığına ben asla razı olmam, eğer inanıyorsam.

Allah gerçek manada inanan ve inandığı gibi yaşayanlardan eylesin.

Bu haber 2519 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
BATI'DA OKUYANLAR AJAN MI OLUYORLAR17 Kasım 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur