gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


EN ÇOK OKUNANLAR

Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 19  
»Bugün 156  
»Toplam 4491866  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.80.87.62
» Bu sitemizi ziyaretiniz

YILBAŞI REZALETİ VE GERÇEKLER

Mustafa KAYA

31 Aralık 2013, 18:40

Mustafa KAYA

          YILBAŞI REZALETİ VE GERÇEKLER

 

Hepimizin bildiği gibi yılbaşları takvimin değişmesi, içinde bulunduğumuz senenin bitmesi, yeni bir senenin başlamasıdır. Bazı insanların anlayışında ise yılbaşları içilmesi gereken, gereksiz masrafların yapılması gereken, hele hele bazılarına göre de benim param çok havasının atıldığı bir dönüm noktası olarak düşünülüp, har vurup harmanın savrulduğu,  adeta felekten çalınan bir gün olarak düşünülür.

 

Görünen ve bilinen o ki: Yılbaşı denen zaman Türk-İslâm tarihinde, Türk milletinin örf ve âdetlerinde, geleneklerinde: Ne bir bayramdır; ne milli bir başarı günüdür.  Tamamen bir Hıristiyan geleneği olup Türk Milletini ahlâken bozmak için düşman tarafından aşılanmaya çalışılan kötü bir zehirdir.   Bir insan yaşarken kendi örf ve âdetlerini, kendi yaşayış tarzını bırakır da bir başka milletin yaşantısına özenti duyarsa düşünce olarak da, davranış olarak da, dış görünüş olarak da özenti duyduğu kişi, toplum ve millete benzemeye başlar.

 

Nedir bu yılbaşı rezaletleri?

 

Yılbaşı, bizim milletimizin anlayışında, kültüründe inançlarında bir milli bayram değildir;  dini bayram da değildir. Bizim inançlarımızda bir sevinç günü de değildir.

 

Oturup düşünelim. Çocuklarımızın ilham alacağı, örnek alacağı bir davranış değildir. Tam aksine özellikle Türk – İslam toplumlarında çocukları daha çok terbiye dışına iten, daha bencilleştiren, daha duyarsız hale getiren, bir yanlış davranış biçimidir.

 

Şurasını açıklıkla ifade edeyim ki ben eğlenceye asla karşı değilim. Eğlence için yapılan masraflara da karşı değilim; Ama başkalarının bizi benliğimizden koparmak amacıyla yılbaşı adı altında yapılan israflara, davranışlara ve yeni nesillere karşı kötü örnek oluşturmamıza şiddetle karşıyım.

 

Yılbaşı olayları ve kutlamaları tamamen bir Hıristiyan geleneğidir. Tarihte ki Haçlı savaşlarından sonra amaçlarına ulaşamayan batı Hıristiyan toplumları özellikle Osmanlı toplumunun ahlâkını bozmak, gelenek ve inançlarından koparmak, böylece kaleyi içten yıkma politikası uygulamak amacıyla bize aşılamış oldukları bir yıkım zehridir.

Öyle ki Hıristiyanların “ TÜRKLERİ, GÜZEL KIZLAR ELİYLE İÇKİ SUNARAK İÇKİYE ALIŞTIRINIZ” sözleri de yine aynı düşüncenin daha bariz bir örneğidir.

 

Günümüz dünyasında soğuk savaş dediğimiz olaylardan birisi de bir toplumun kendine has değerlerini yok ederek: Benliğinden, kimliğinden, kişiliğinden şahsiyetinden koparmaktır. Başka milletler Türk toplumunu kendisine has özelliklerden uzaklaştırmaya çalışırken ne yazık biz de başka toplumlara benzeme sevdasında sanki bir başarıymış gibi koşar adım ilerlemeye çalışıyoruz.

 

Milletleri ayakta tutan önemli unsurlardan birisi de dini inançlarıdır. Buradan hareketle yılbaşlarında bol bol içki tüketiliyor dinimizce haram değil midir? Bol bol kumar oynanıyor dinimizce haram değil midir?  Bol bol israf ediliyor yine dinimizce haramdır. Öyle ise bana kim söyleyebilecek bu yapılanlar helâldir diye?

Bunu yapanlar için elbette günahı bizim değildir. Burası tamam. Bir de benim içkimden sana ne düşüncesi çıkabilir. Buna da bir diyeceğim yok. Ammaaa! Şunu unutmayalım ki senin bu davranışını örnek alan yeni nesiller yarın toplumun başının belası olacaklardır.

Biz bu yılbaşı dediğimiz rezaleti illâki Hıristiyanların bize emrettiği, aşıladığı yılbaşı gecesinde yapacağımıza aynı eğlenceyi içkisiz olarak başka bir günde yapamaz mıyız? Bir gün ayırıp, sevdiğimiz bir arkadaş grubu ile istediğimiz bir yerlere gidip aynı zevkleri tadamaz mıyız? Elin Amerikalısının, elin Fransalısının, elin Rusyalısının kültürlerinin evimizin içlerinde ne işi var? Biz onlara benzemeye çalışacağımıza; onları kendimize benzetmeye çalışsak daha doğru, daha güzel yapmış olmaz mıyız?

 

Yüksek tahsil gören birçok öğrencimiz aşırı yokluklar içerisinde okullarına devam etmeye çalışıyorlar. Hatta bin bir zorlukla kazanmış oldukları okullarından maddi sıkıntılar sebebiyle ayrılıp geri dönmek zorunda kalıyorlar. Hiç bu durumdaki öğrencileri düşündük mü?

 

Hasta olup da ilacını alamayan komşuları, aç kalıp da ekmeğini alamayan akrabaları. Acaba hiç aklımızın ucundan geçirdik mi?

 

Beyler! Benim kazancımdan sana ne diyebilirsiniz. Haklısınız da; Amaaaa! Şunu da unutmayalım ki: Dünyada en tehlikeli iki şey vardır. Birisi “SEN KAZAN, BEN YİYEYİM; DİĞERİ DE SEN AÇLIKTAN ÖLMÜŞSÜN BANA NE” düşüncesidir.

 

Atalarımızın bize helâl olarak bıraktıklarını, biz çocuklarımıza haram olarak bırakmayalım. Bir milletin devamı, var oluşu kendi öz varlığını devam ettirmesi ile mümkündür.

 

Onun için yılbaşı çılgınlıkları, yılbaşı israfları Müslüman toplumların, hele hele Türk milletinin hiç mi hiç kültürü değildir. Yukarıda da bahsetmiş olduğum gibi tamamen Hıristiyan geleneğidir. Bizlere benliğimizi,  kimliğimizi,  kişiliğimizi… yok etmek için bulaştırılmıştır. Bizleri tamamen beyin erozyonuna uğratmak amacıyla yapılan bir yıkım emperyalizmidir.

 

KİMLİĞİMİZE,  KİŞİLİĞİMİZE ŞAHSİYETİMİZE, GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM Kİ NE BİZ, NE DE GELECEK NESLİMİZ DÜŞMANLARIMIZIN OYUNCAĞI OLMASIN.

 

Mustafa KAYA

Bu haber 1370 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Hastanede ortalık toz duman…18 Ağustos 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur