| |||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||
Sponsor AlanıAna MenüSponsor AlanıSponsor AlanıEN ÇOK OKUNANLARHAVA DURUMUSaatSponsor AlanıZiyaretçi Bilgileri
|
MHP VE BEN18 Ocak 2014, 22:39 MHP VE BEN Yerel seçimlere 3 aydan daha az bir zaman kaldı. Kimi siyasi partiler adaylarını belirledi kimide belirlemeye çalışıyor. Belirlemiş olanlar kırılanı döküleni toplayarak yol almaya çalışıyor. Siyaset gönül işidir. Eğer gönül işi değilse ya bir beklentisi vardır yada çıkarı vardır. Bu çeşitli sebepler olabilir. İş için, aş için veya başka sebeplerde olabilir. Gönül işi olan yerde başka sebep yoktur. Hani derler ölümüne işte öyle bir şey. Tarih bunların örnekleriyle doludur. Bu siyasette, aşkta, işte, aklına ne gelirse gönlünü bir kaptırdın mı başka bir şey görmesin. Zaman zaman engellerle karşılaşırsın zaman zamanda sinsi oyunlarla karşılaşırsın. Gerçekten gönül işiyse bunların bir önemi yoktur. O biliyor ki karşısına ne engel çıkarsa çıksın onlarla mücadeleyi hak bilip haktan yana olup zaten en sonunda da hakka yürüyecek. Bir satır başı yapıp şu hep gönül gönül dediğimiz şeye bir bakalım; 4 Nisan 1997. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı ve Türk Milletinin son Başbuğu Alparslan TÜRKEŞ hakka yürüdü. Kimse birbirine haber vermedi. Kimse organize yapmadı. Hiç kimse o karlı kış gününde ben gidemem demedi. Yaşlı genç, çoluk çocuk Türkiye’nin her tarafından milyonlar Ankara’ya, Başbuğa son görevini yapabilmek için hiçbir engele ve zorluğa aldırmadan yollara düştüler. Neredeyse tüm TÜRK CUMHURİYETLERİ olmak üzere tüm Türk Dünyası Ankara’da cenaze törenine katıldı. 4 Nisan öyle bir gündü ki göklerin bile Rahmet okuduğu Ankara sokaklarının bembeyaz olduğu insanların karla abdest aldığı bir gündü. Ankara’ya giden bütün yollar tıkandı. Eskişehir, Konya, İstanbul yollarında artık trafik tıkanmış ne insanlar nede araçlar hareket edemez hale gelmişlerdi. Bu sevda değil de nedir? Bu gönül değil de nedir? Bu insanlar buraya akarken bir zorlama yok. Bir maddi menfaat yok. Herkes kendiliğinden organize oluyor ve bir gönül seferberliği oluşuyor. Biz gelin yakın tarihe bakalım. Daha15-20 sene önce, şimdilerde bölüşülemeyen belediye başkanlıkları, milletvekillikleri koltukları için sırf partim adaysız kalmasın diye aday olanlar maddi manevi bir sürü külfete katlanarak adaylık yarışına çıkarlardı. Kaybettikleri, seçimi kaybedecekleri hiç akıllarına gelmezdi. Onların gayesi vardı. Var olanı yaşatmak, eksik olanı tamamlamak ve davayı bir adımda olsa ileriye taşımaktı. Seyit Ahmet Arvasi; 12 Eylülden sonra Türkiye gazetesinde Özal’ın iktidar olduğu yıllarda yazarken bir köşe yazısında bir soruya şöyle cevap veriyor: “Üç hilal karşımda bana bakarken nasıl başka bir yer düşünebilirim.” Mustafa YILDIZDOĞAN; “Ölürüm Türkiye’m” derken, “Karşılıksız Sevmedik mi?” derken acaba duygu sömürüsü mü yapıyor? Ben diyorum ki bu sevda bitmez tükenmez. Bazen uygun adım, bazen de koşar adım gidersin. Nereye gidersin? Gidilecek yer belli, yol belli, iz belli. Tereddütte gerek yok. Dedikodular beni ilgilendirmiyor. Onun bunun yaptıkları da beni ilgilendirmiyor. Bir atasözü derki: ”Eşeğini sağlam ağaca bağla ondan sonra güven ALLAH’a.” Bizim eşek aramaya zamanımız yok. Ben yoluma, ülkü davasına tavizsiz devam ederim… Sağlıcakla kalın. Atila BOZKURT Bu haber 2399 defa okunmuştur.
|
Sponsor AlanıSON HABERLERSponsor AlanıSon Dakika HaberSponsor Alanı |
|||||||||||||||||||
Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN) |