gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 50  
»Bugün 2228  
»Toplam 4775792  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.164.198.240
» Bu sitemizi ziyaretiniz

KKTC VE ENOSİS

Kamil ÖZKALOĞLU

07 Mart 2012, 23:06

Kamil ÖZKALOĞLU

Kıbrıs Türklerinin 134 yıllık direniş ve mücadelesinin ruhuna uygun, Kıbrıs Türk Halkının çıkarlarını gözeten, adadaki varlığının tek güvencesi ve gelecek nesillere bırakacağı en değerli miras KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’dir. Bu, Kıbrıs Türk Halkının olmazsa olmazı ve tartışmaya açık olmayan kırmızıçizgisidir.

 

Ama ille de bir B planı var mı diye soranlar olursa; o sorunun yanıtı da;  KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’nin TÜRKİYE’YE BAĞLANMASIDIR…

 

Yani bu ülküye karşı çıkan işbirlikçilerin anlayacağı dilden konuşursak; KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’nin TÜRKİYE’YE ‘ENOSİSİ’dir…

 

Tabii bunlar bildik partilerin kabul edebilecekleri görüşler değildir. Çünkü onlar;

 
          KKTC’yi ve veya Kıbrıs Türklerini, kuruluş anlaşmalarına ve anayasasına aykırı olarak, adanın Yunanistan’a bağlanmasını (enosis’i) talep eden bir meclis kararı bulunan ucube bir devlet olan sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bağlanmasını savunuyorlar. Açıkça söylemek gerekirse; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Yasadışı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne enosisini savunuyorlar.

 

Sayın Egemen Bağış, bulunduğu görevde bugüne kadar yaptığı açıklamalarında, “Ercan’a bir uçak indirsinler, biz de Limanlarımızı Rumlara açalım” gibi Kıbrıs Türk Halkı tarafından anlaşılmaz ve kabul edilemez fikirler ileri sürüyordu. Bu adeta; Kıbrıs Türklerinin adadaki vazgeçilemez haklarını Ercan’a inecek bir uçak ile eş değerde tutan bir görüştür. İlk defa Sayın Bağış, eksik ve yanlışlarına karşın gerçekçi bir açıklama yaptı…

 

Bugün sabah akşam Sayın Egemen Bağış’ı topa tutanların yaptıklarına bir bakalım…

 

Kıbrıs Türk Halkına danışmadan, en ufak bir araştırma bile yapmadan, Kıbrıs Türklerinin iradesine ters düştüğünü bile bile, ellerine geçen ilk fırsatta Kıbrıs Türklerini sırtından hançerlediler.

 

KKTC’nin tasfiyesini, Kıbrıs Türklerinin egemenliğinin olmayacağını, Self determinasyon hakkının kaldırılmasını, görüşmelere temel olacak tartışılamaz prensipler olarak kabul ettiler…

 

İlle de KKTC’yi tasfiye edip Kıbrıs Türk Halkını azınlık durumuna düşürmek isteyenler; ne gibi gerekçelerle haklılıklarını kanıtlayacakları konusunda da adeta şaşkınlık içindedirler. İddialarına bakın:

 

“Kıbrıs’ın bölünemeyecek kadar küçüktür, üstünde ve çevresindeki zenginlikler ise her iki toplumun ortak malıdır.”

 

İnsan bir iddia ortaya atarken biraz araştırır da en azından gülünç duruma düşmez…

Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçükmüş…

 

Bir de dünya gerçeklerine bakalım. Hani hep dünya ile bütünleşmeden söz ediyorlar ya!

 

BM üyesi ülkelerden, Tuvalu’nun nüfusu 12 bin, Nauru’nun 9300…

Yine BM üyesi ülkelerden nüfusu 300 binin altında 25 kadar devlet var…

 

Hepsi BM üyesi ve bu ülkelerin hiçbirinin insanları, “bizim ülkemiz küçüktür haydi devleti tasfiye edelim, toplum olarak birileri ile birleşelim” demiyor. Devletlerini yıkmak için o devletin makamlarını işgal etmiyor…

 

Bu insanların deniz hukukundan da mı haberi yok?

 

Denizlerdeki yer altı zenginliklerine toplumlar ortak olamaz. Devletler ortak olur, devletler…

 

Hâlbuki bunlar bize ne diyor?

 

“Biz devleti tasfiye edelim, toplum olarak Rumlara katılalım ve çevredeki zenginliklere de toplum olarak ortak olalım”

 

Ne kadar saçma…

 

Daha ne diyorlar?

 

Tek hedef çözüm olmalı, esas olan Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını gözeten bir anlaşmadır.

 

Sözünü ettikleri Çözüm için Kıbrıs Türklerinin ne bedeller ödeyeceğini artık herkes bilir…

 

Çözüm adına benim ilk kez duyduğum bir de tanım yapıldı. “Siyasi eşitliğe dayanan iki eşit devlet, iki bölgeli iki toplumlu bir federasyon.”

 

Öyle sanıyorum ki “Siyasi eşitliğe dayanan iki eşit devlet” ifadesi tamamen aldatmaya yönelik bir ifade. Çünkü bugüne kadar yapılan görüşmelerde iki eşit devlet hiçbir zaman gündeme gelmediği gibi; ifadenin devamı da iki eşit devlet ifadesi ile çelişiyor. Hem ‘İki eşit Devlet’ hem de ‘İki toplumlu bir Federasyon’ birbirini ne tamamlıyor ne de birbirine yakışıyor…

 

Tabii ki biz ‘DEVLET’ deyince devletler hukukunda tanımını bulan ve orada sözü edilen kriterlere sahip bir devlet anlıyoruz. Kimse bize temsil hakkı olmayan, dış ilişkilerde bulunamayan bir ucubeyi devlet diye yutturamaz…

 

En çok sözünü ettikleri bir slogan da “Dünya ile entegre olmak” tır. Anlattıklarına bakılırsa kendileri dünyanın yani sömürgeci emperyalist güçlerin emirlerini yerine getirmeyi “Dünya ile entegre olmak” diye algılıyorlar. Halbuki biz “Dünya ile entegre olmak” deyince sorunları dünyanın çözdüğü yöntemlerle çözmek olarak anlıyoruz.

 

        Zaten dünya gerçeği de budur…

Bu haber 1884 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SOSYAL YARA SURİYELİLER09 Aralık 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur