gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 53  
»Bugün 2467  
»Toplam 4776031  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.164.198.240
» Bu sitemizi ziyaretiniz

KKTC SONSUZA DEK

Kamil ÖZKALOĞLU

21 Aralık 2013, 00:01

Kamil ÖZKALOĞLU

                        KKTC SONSUZA DEK

 

Gerçekdışı varsayımlarının üzerine inşa ettikleri barış-çözüm-ab sloganları ile abuk sabuk dayatmalar arkasına saklananların inadına,

 

Vatan, bayrak, özgürlük ve egemenlik gibi değerleri algılama sorunu yaşayanların inadına,

 

Yaşadıkları kimlik bunalımı nedeniyle Rum'a esareti hoş gören ve savunanların inadına,

 

Kıbrıs Türk Halkına bir devlete sahip olmayı yakıştıramayanların inadına,

 

Kıbrıs Türk Halkının self determinasyon ve ayrılma haklarına sahip olmasını içine sindiremeyenlerin inadına,

 

Kıbrıs Türk Halkına sırtını dönerek, geleceğini; siyasi tarihi boyunca en ateşli 'enosis' savunucusu olmuş AKEL'le ortak strateji belirleyerek ortak hareket edenlerin inadına,

 

Milliyetçilik karşıtlığı adına Türk düşmanlığı sürdürürken; Helen ırkçılığının savunucusu olmuş şoven kafaların inadına, 

 

KKTC SONSUZA DEK YAŞATILACAKTIR...

 

KKTC sonsuza dek, çünkü Kıbrıs Türk Halkının adadaki varlığının ve geleceğinin tek güvencesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sonsuza dek yaşatılmasıdır.

 

Adada Gerçek Barış, ancak KKTC ile mümkündür…

 

Kalemi elinize alıp, hiçbir dayanağı olmayan, örneğin AB'nin "KKTC'de kişi başına düşen milli gelir 16 bin Euro'dur" açıklamasından habersiz, felâket tellâllığı yapmak kolaydır...

 

Kişi başına düşen yıllık milli gelir olarak 16 bin Euro, dünya sıralamasında hangi noktadadır acaba?  

 

Bazı köşe yazarları da;

 

Albert Einstein'ın “Sorunlarımızı, onları yaratırken düşündüğümüz gibi düşünerek çözemeyiz...” sözünü bir varsayım olarak kabul edip bundan sonuçlar çıkarmış.

 

Öncelikle Albert Einstein'ın sözünü ettiği sorunlar bir toplum sorunu mu yoksa Fizik kurallarınca var olan sorun muydu?

 

Hadi bugün Kıbrıs'ta bir sorun olduğunu varsayalım;

 

Bu sorunu yaratan kim?

 

21 Aralık 1963'te Kıbrıs Türklerine Akritras Katliam Planını kim uyguladı?

 

İnsanları yollardan, tarlalardan toplayıp kim katletti?

 

Savunmasız köyleri basıp, savunmasız çocukları, yaşlıları, kadınları kim katliam çukurlarına attı?

 

Kıbrıs Türkleri bu ülkede sorun yaratmadı; Rumların "enosis" uğruna yarattıkları soruna, bu uğurda gerçekleştirdikleri hayvanca saldırılara karşı direndi.

 

Kıbrıs sorunu tabii ki Rumların yarattığı bir sorundur. Kıbrıs’ta yaşanmış tüm kanlı olayların sorumlusu da suçlusu da Rumlardır.

 

Özellikle de Kıbrıs Türklerinin devletini, egemenliğini, toprağını çalarak; onu yeniden Rum'un enosis ütopyasının kıyımına teslim etmek isteyen dâhili ve harici düşmanlar varken; Kıbrıs sorununu Rumların yarattığını ve her olayın sorumlu ve suçlusunun Rumlar olduğu gerçeğini Kıbrıs Türk Halkına anımsatmak ve Kıbrıs Türk Gençliğini bilinçlendirerek uyanık tutmak KKTC'yi savunanların öncelikli görevidir…

 

 Aksi halde, Bir Federasyon veya Birleşik Kıbrıs çözümünde, Kıbrıs Türkleri ayni saldırılara bir kez daha maruz kalacak, bir kez daha katliamlara ve etnik temizliğe uğrayacak…

 

Anlaşılamayan bir nokta da; devleti savunmanın neresi yanlış? Dünyada kendi devletinin tasfiye edilmesi için mücadele eden kim var ki?

 

1878’lerden bu yana emperyalist İngiliz sömürge yönetiminin ve enosis amaçlı Helenizm milliyetçiliğinin düşmanca saldırılarına karşı sürdürülmüş bir direnişin ürünü olan KKTC’yi savunmak onurdur, haysiyettir, Kıbrıs Türklerinin büyük bir çoğunluğunun iradesine saygıdır, o iradenin gereklerini yerine getirmektir.

 

Asıl ayıp olan, etik olmayan; bir devletin makamlarına ve iktidarına sahip olurken, devlet imkânlarından nemalanırken; dış güçlerle işbirliği halinde planlı olarak o devletin varlığına yönelik, o devleti ortadan kaldırmak için düşmanca saldırılarda bulunmaktır.

 

KKTC’yi savunanlar karşısında o kadar aciz ve çaresizdirler ki; yıllarını devlete hizmet ederek geçirmiş emeklilerin emekli maaşlarını düzenden nemalanma olarak değerlendirebiliyorlar.

 

Devletin varlığı nedeniyle elde ettikleri gelirleri devletin aleyhine kullanmaktır saygısızca ve haince nemalanmak…

 

Diğer yandan, Batı emperyalizmini (ABD, AB ülkeleri ve diğerleri) halka, hayır kurumları gibi satarak emperyalizmin paralarından yararlanıp, emperyalizmin çıkarlarına hizmet etme pahasına, KKTC’yi tasfiye etmeyi görev bilenler değil midir haksız yere nemalananlar?

 

Emperyalist ülkeler hayır kurumları değil; sadece kendi çıkarları için verdikleri her kuruşun karşılığını bin misli ile alan sömürgeci ülkelerdir…

 

Eğer ailenizle çıktığınız bir dağ başında sizi köpeğine mamma yapmağa çalışanların ayaklarına sürünerek yaltaklanmaya devam ederseniz; siz, Stalin'in Halk-Tavuk deneyinin tipik bir örneği durumuna düşmüşsünüzdür...

 

Kamil ÖZKALOĞLU

Bu haber 1318 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
SOSYAL YARA SURİYELİLER09 Aralık 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur