gazete anamur
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Sponsor Alanı


Ana Menü

Sponsor Alanı

 

Sponsor Alanı


Dost Siteler

HAVA DURUMU

ANAMUR

Saat

Sponsor Alanı

 

Ziyaretçi Bilgileri

»Aktif 8  
»Bugün 1626  
»Toplam 4333513  
Sayın Ziyaretçimiz
»IP'niz | 54.224.255.17
» Bu sitemizi ziyaretiniz

İNSAN OLMAK

Ahmet TÜRE

07 Ocak 2015, 14:07

Ahmet TÜRE

                                     İNSAN OLMAK

16 Aralık 2014 Tarihinde “YAZILARIMA BAŞLARKEN” adıyla 30 yıllık hayalim olan bildiklerimi, gördüklerimi, duygu ve düşüncelerimi paylaşmaya gazeteanamur.com da başladım.

Benim bile beklemediğim bir ilgi ile karşılaştım. Yapılan harika yorumlar, sokakta karşılaştığım teşekkür eden insanlar, telefonla Türkiye’nin dörtbir yanından arayan duygularıma katılan başarılar dileyenler beni o kadar mutlu etti ki...

Bizler nasihatlerle büyümüş Anadolu insanları, severiz nasihatleri. Sevgili Hocam Mustafa KAYA'nın da; "Ahmet’ciğim bildiklerini, gördüklerini duygu ve düşüncelerini paylaşmazsan ne önemi var sen dünya kadar şey bilsen de…" sözü doğru yolda olduğuma inandırdı beni. Tabii olumlu olanlar kadar olmasa da tek tük de olsa eleştirenler de oldu, olacakta. Ben bu eleştirilerden ders çıkararak yoluma devam etmem gerektiğini ve bununla daha güzeli yakalayacağıma inanan biriyim. Benim gibi düşünenlerle beraber eleştiren kardeşlerimizi etkilemek, amacımız bu olmalı. Bunun için sabırla çalışmalıyız.

Ben şu ana kadar olduğu gibi bundan sonra da kulaktan duyma, uydurma, afakî şeyler yazmayacağım. Yaşadığım, yaşananları gördüğüm, bildiğim ve bunlardan çıkan sonuçları yazacağım. Elbette bu olaylardan hatalı ise eleştireceğim kurumlar ve özel-tüzel kişiler olacak. 30 Yıl çalıştığım kurumda bunlardan birisi. Anadolu insanının "Peygamber ocağı" dediği bir kurumda çalıştım. Ama unutmamalı Peygamber efendimiz(s.a.v.)zamanın da bile İslam ordusunda da 300 kadar münafık varmış. Bu zamanda olması kadar doğal bir şey yoktur ve bundan gocunmamak lazım. Niyetimiz aslında bilinen bu hataları dillendirerek yanlıştan dönülmesi için çabalamak. Altın çamura düşmekle değer kaybetmez.

Yüce ATATÜRK'ün sözünü unutmayalım "Vatanı yönetenler gaflet dalalet hatta hıyanet içine düşmüş olabilirler."

Yapılan bir yanlışı sorgulamak istiyorum. Daha önceki yazımda da belirtmiştim. Çağa uygun yasa yaptım diye millete gerile gerile anlatılan bir yasayı irdeleyelim. Her personele 18 puan veriliyor, 5 yıl içinde alacağın cezalarla bu puanı sıfırlarsan seni sorgusuz sualsiz meslekten atıyor. Eyvallah ta verilebilecek cezalara veya yetkileri incelemek lazım. Bildiğim birini söyleyeyim: "Amire muhabbetle bakmamak" herhalde ceza puanı 1,5. Yani ben amirim, sana gıcığım, savunma veriyorum. SUÇ: AMİRE MUHABBETLE BAKMADIN. Hadi savun kendini. Allah aşkına bu muhabbetle bakmayı ben 30 yıldır anlamadım. Herkesin yaradılış gereği bir karakteri var. Kimisi sert bakışlı kimisi güleç... vs. Kanuna göre senin bir karakterin olmayacak amire göre bukalemun gibi karakter değiştireceksin. İşte bunun gibi yapılan yüzlerce yanlışlara karşıyız. Hani bir kişinin bakanlık makamına dayanarak bir vatandaşa "at bakalım takla da görelim" demesinin altında bulunduğu makam ve mevki yok mu? Şimdi soruyorum bir kişi maalesef karakterine bakılmaksızın makam mevki sahibi olmuyor mu? ÇALIŞTIĞIM AMİRİN BÖYLE OLMAMASI İÇİN BİR NEDEN YOK. Kalmış öyle veya böyle 5-10 ceza puanın, amirin, tarife uygun sana aynısını söyledi; "At bi takla." ne yapacaksın? Bir tarafta ailen, çocukların, diğer tarafta haysiyetin, gururun. Acaba diyorum son zamanlarda artan intiharlarda bunun gibi arada kalmanın etkisi var mıdır?

Bunun gibi çarpıklıklar sadece kurumlarda olmuyor tabii ki. Masala ticaret yaptığını zanneden bazı insanlar insanın saf duygularıyla oynamaktan çekinmiyorlar. Malzemesini satabilmek için öyle güzel konuşmalar yapıyorlar ki inanıyorsun, çünkü insan gibi düşünüyorsun. Eğer malzemeyi sana sattı ise hele birde parasını peşin verdin ise vay haline... "3 gün içinde teslim edeceğim" der. 33 gün geçer, birde arızalı bir malzeme ise zaten elinde kalmış demektir. Birde haklıymış gibi tavırlar. İşte biz, bunlara layık olmadığımız için çırpınıyoruz. Şu memlekette daha güzel, daha mutlu, daha huzurlu yaşamak zor değil. Sadece yöneticilerin daha adaletli, insanlarımızın da insan gibi olması lazım. Her canlının bir yaşayış şekli var. Bizlerde insan olduğumuza göre, insan gibi yaşamamız lazım değil mi?

Bilindiği üzere üç çeşit canlı vardır: MELEKLER, HAYVANLAR, İNSANLAR. Ağaçları tümden sorguya tabi olmadıkları için,  canlı ama konu etmiyorum.

MELEKLER: Hepimizin bildiği üzere Allah (c.c.) tarafından sorguya tabii değildirler. Üstündürler.

HAYVANLAR: Hayvanlarda sorguya tabii değildirler. Beyinleri yoktur. İçgüdüleriyle, düşünmeden sadece çıkarlarına göre hareket ederler.

İNSANLAR: Öyle bir varlıktırlar ki hareketlerine göre, ya Meleklerden daha üstün yada hayvanlardan daha aşağıdadır. Tercih kişinin kendisine bırakılmıştır.

SAYGILARIMLA…

Ahmet TÜRE

Bu haber 1183 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ACI REÇETEYİ KİM İÇECEK?22 Haziran 2018

Sponsor Alanı


SON HABERLER

Sponsor Alanı

Son Dakika Haber

Sponsor Alanı

 

Her Hakkı Saklıdır - 2012 (Fatma ARIKAN)
RSS Kaynağı | Anasayfa | İletişim

(c)2012 Gazete Anamur