KURULTAY, OLAĞANÜSTÜ!...


Açıklama: Kavruk Anadolu insanları. Doksan yıllık Cumhuriyetin nimetlerinden en az istifade edenler. Orta ve daha alt sınıfa dâhil, elli yaş üzeri, "12 Eylül" ve öncesinin çilekeşleri.
Kategori: YORUM-ANALİZ
Eklenme Tarihi: 21 Haziran 2016
Geçerli Tarih: 16 Aralık 2018, 09:24
Site: gazete anamur
URL: http://www.gazeteanamur.com/haber_detay.asp?haberID=2766


KURULTAY, OLAĞANÜSTÜ!...

Kavruk Anadolu insanları. Doksan yıllık Cumhuriyetin nimetlerinden en az istifade edenler. Orta ve daha alt sınıfa dâhil,  elli yaş üzeri, “12 Eylül” ve öncesinin çilekeşleri.

“Kurtlar sıcak  havada..

  Toplandı Ankara’da”

Aracımızı 2 km beriye park ediyoruz. Ekili tarlalar arasından adımlıyoruz. Buğdaylar ağarmaya yüz tutmuşlar. “Dolu başak baş eğer” eski bir atasözümüz.   Kurultaya gelenler de öyleler.

 

 

Bölükbaşı merhum “sapınız çok ama bakalım deneniz nasıl olacak”  demişti

Buradakilerin hepsi “dene”.

Her biri ayrı diyardan gelmişler. Sabahın erken saatinde kurultay salonuna giden yolları doldurmuşlar. Son gelen aracından inip yürümek zorunda kalıyor.  Yanımızda duran araçtan tanıdık biri iniyor. Yılma DURAK.  Etrafı bir anda elini öpmek, fotoğraf çekmek isteyenlerle doluyor.  “Doğunun Başbuğu”  deniyordu onun için. Lacivert takım elbiseli. Galip Erdem geliyor gözlerimin önüne. Davanın çilesini çekmişlerden.  Ondan da zayıf görünüyor. “Yürek cüsseyle olmuyor”  tabii. Oruç ayındayız.  Yılın en uzun günündeyiz. Hava hayli sıcak. Gökyüzünde tek bulut yok. Bir esinti buğday başaklarını depreştiren…

 

 

“Ramazanda kurultay geleneğimiz yok” dense “olmaz” denen oluyor. “Bir oluyor, pir oluyor”. Türk siyasi tarihinde bir ilk başarılıyor. Örnek teşkil edecek bir adım atılıyor. Polis kontrol noktalarından geçildikten sonra delegeler kurultay merkezine, izleyiciler kapalı salona alınıyorlar. Salonun girişindeki koltuklar dolu. Kiminin boynu düşmüş, kimi uykuya geçmişler. Yol yorgunluğunu, uykusuzluğu atmaya çalışıyorlar üzerlerinden.  Anlamlı kareler bunlar. İtiş kakış görüntüler derlemek için gelenlere –ona şartlanmışlara- malzeme çıkmıyor buradan. Eli boş dönüyorlar haber merkezlerine.

Hareket kendine de aşıyor.

Tarihe not düşüyor.

Ne sıcak, ne oruç, ne yorgunluk kimsenin umurunda değil.

            Çift noter önünde delege kimlik tespiti yapılıyor. Bu da kurultayın gecikmeyle başlamasına neden oluyor.

            “Beklemeye razıyım, umudum olsun yeter.”  

             Adaylar sahnede birlik görüntüsü vermeleri salonu coşturuyor. Ortak aday Müsavat DERVİŞOĞLU Divan başkanlığına getiriliyor.  Sağında Söğüt Belediye başkanı, solunda Pınarbaşı Belediye başkanı.  Osman Gaziye,  Başbuğ’a selam gönderiliyor bununla. Divan üyesi üçüncüsü isim Antalya eski milletvekili Nesrin ÜNAL.    

            Gündeme geçiliyor. İstiklal Marşımız hep bir ağızdan okunduktan sonra değiştirilmesi teklif edilen tüzük maddeleri tek tek okunuyor. Oy birliği ile kabul ediliyor. Maddelerin görüşülmesi için verilen 15 dakikalık arada delege ile seçmen buluşuyor. Renkli simalar göze çarpıyor o sırada: “Ahmet Vefik ALP”, “Ozan Arif”

           

             

Maksat hâsıl oluyor. Ardından dönüş başlıyor.  İftara evlerine yetişmek isteyenler yollara düşüyorlar yeniden.

            Anadolu yollarına, geldikleri yoldan...

Neşe hâkim dönüş yolunda…

Konuşmalar o yönde...

Köylü tohumu tarlaya saçarken dermiş ki;

            “Bu kuşa, bu taşa, bu boşa, bu kışa, bu da bana.”

İhlâsla ekilsin, herkes hakkına razı olsun o yeter.

Rahatı kaçanlara bakıldığında kurultayın önemi daha da anlaşılıyor.

Ardçılları, etkileri neler olacak?

Nerelere uzanacak?

Onu önümüzdeki günler bize gösterecek.

“Olağanüstüydü” gerçekten nereden bakarsan.  Hayırlı olur inşallah.

 Türk Dünyasına ve İslam alemine.

 

Yorum-Analiz: Osman ERENALP YİĞİT

Ankara, Haziran 2106